YAZIYOR
DERGİ  /  KİTAP  /  DEFTER  /  REHBER  /  KART  /  MEKTUP  AJANDA  BASIN  /  İLETİŞİM  /  ABONELİK  SSS


 

Paylas / Kaydet

Sadece abonelikte endikedir...










 

 

ROMANIN İYİSİ KÖTÜSÜ...

Attilâ İlhan


Yahu biz, fena halde roman okurduk!
Hem de, kaç düzeyde, nasıl bir okumak: Burhan Cahit, Esat Mahmut, Muazzez Tahsin, Kerime Nâdir, 'herkesin romanlarını' yazıyorlardı; Akagündüz, Mahmut Yesâri, Kadircan Kaflı, Suat Derviş, Reşat Enis, daha toplumsal ve iddialıydılar; Yakup Kadri, Halide Edip, Ahmet Hamdı, Peyami Safa ve Abdülhâk Şinasi, daha edebi ve seçkin!
Futbolda şehir ligleri, o zaman da kıran kırana geçiyordu; taraftan saran, aynı heyecan! Sinemalar, köşe başlarını tutmuş, istersen haftada dörtbeş film, emrine amade; radyolar, gün günden yaygınlaşıyor; gramofon yerini, pikaba bırakmak üzere; yani eğlencenin envai, istediğinle oyalanabilirsin; fakat hayır, önce roman, sonra roman, ille roman!
Biz dediğimiz, koca bir nesil; yalnız 'edebiyat meraklıları' değil ha, her çeşidi; dahası, yerli yazarlarla da yetinilmiyor; gelsin Balzac'lar, Zola'lar, Tolstoy'lar, Dickens'ler su içercesine, hepsini elden geçirip, neredeyse 'hatmediyorlar'.
Düşünüyorum da, altmışa yetmişe merdiven dayamışların, insana ve dünyaya bakışları, acaba bundan mı daha kapsamlı ve kavrayıcı, bundan mı daha beşeri ve sosyaldir?
Aragon, savaş ertesinde, klasik tarzda yazılmış 'yeni' şiirlerini yayınlamıştı; herkes şaşırdı, gerçeküstücü, dadaizme bile bulaşmış, 'eski şiire' sövüp saymış bir şair, nasıl oluyor da Vezinli kafiyeli' şiirler yazıyor? Aragon'un gerekçesini, bir yerlerde okumuştum: Alman işgalinde, aranıyor; aralıksız yer değiştirmesi gerekli, kitaplarını götürmesi imkânsız; canı şiir okumak isteyince, ezberinde kalanlarla yetinmek zorundaymış; bir de bakmış ki, çağdaş şairlerin hiçbir şiirini hatırlamıyor, ezberindekiler hep Vezinli kafiyeli' şiirler, o da ne yapsın?..
Aynı hesap, yarım yüzyıldır roman okurum, neresinden baksarn hatırladıklarım, romanı 'tarifine uygun yazmış' büyüklerin kitapları ve kahramanları; onun içindir ki, Mauriac'ın 'Mémoires Intérieures'ünde 'yeni romanı' değerlendirmeleri, beni şiddetle etkiledi; diyor ki mesela:
"... Nathalie Sarraute, 'modası geçmiş tekniklere bağlılığını sürdüren romanlar, sanat olarak sıradanlaşır' demiş; ulu Tanrım, yeryüzünde Cervantes ve Tolstoy, Dostoyevski ve Dickens, Balzac ve Proust gibi sanatçılar yetiştirmiş bir edebiyat türünün, sıradan bir sanat olabileceğine inanacak bir budala var mıdır?"
Günümüz okurlarının, 'yeni romanlara' iltifat etmeyişlerinin nedeni, yoksa 'yeni romancılarımızın' Sarraute'un yanlışına düşmüş olmaları mıdır?
Romanda 'yenilik', türün tarifine aykırı yazmak değildir ya; tarifine uygun yazarak zirveye çıkmışları, "taklit" de değildir; François Mauriac, (1952 Nobel Armağanı sahibi, 'Engerek Düğümü', 'Cüzzamlının Öpücüğü', 'Kara Melekler' sanırım dilimize çevrilmişti) bu sorunu da düşünüp formüle bağlamış, bakın neler diyor: Roman tekniğinin esrarı şudur: Tekniğin sırrı onu icat edenin elinde kalmalı, 'yalnızca onun tarafından' bir defa kullanılmalıdır."
"... romandaki deha; anahtarının ve o anahtarı kullanma hakkının sadece romancıda olduğu, bir dünyanın keşfiyle kendini belli eder; ustasından onun sırlarını çaldığını ya da onları benimsediğini zanneden taklitçi ya da çırağın, okur ondan hoşlansa da, aslında has altın olmadığı, 'altın kaplama' olduğu çok geçmeden anlaşılır." (s. 308)
"... Alphonse Daudet, 'Jack'ı ve 'Le Petit Chose'u yazarken, Fransız bir Dickens olacağını sanıyordu; 'Jack' ve 'Le Petit Chose' Dickens'in kullandığı yöntemlerin kötü olduğunu göstermez, o yöntemlerin yalnızca Dickens'e mahsus olduğunu, onun için geçerli olduğunu gösterir."
Aklın yolu bir! Bir kere daha anlaşılıyor ki, derli toplu bir roman yazabilmek için, önce yenilik diye türün tarifini bozmaya kalkışmayacak, yeniliklerini tarifin içinde gerçekleştirmeye çalışacaksın; ayrıca, o 'zeminde' başarıya ulaşmış sanatçıların yöntemlerini 'taklit' de etmeyeceksin, kendi yöntemlerini kendin bulacaksın!
Hay Allah! Ben de, büyük bir heves ve iyi niyetle okumaya başladığım, çoğu genç romancımızın 'yeni' romanlarını; niye bir türlü bitiremiyorum, yarıda bırakıyorum diye, meraklanıyordum!

 

© YAZIYOR, 2011 | Gizlilik | İletişim | Üyelik | YAZIYOR | Site Haritası |

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇOK OKUNANLAR

İnternet ve Kültürel Yazı
Ne zamandır bir mektup yazmadınız...
Yazıyor muyuz çeviriyor muyuz?
Nasıl Yazıyorlar?
Nasıl Kitap Yayınlanır?
Telif haklarında doğru bildiğimiz 10 yanlış

Sadece abonelikte endikedir...
Yazının bir hyper derecesi var mı?
Defter işte... İçi boş...
Sihirli Ajanda 2011