KİM YAZIYOR / DERGİ / KİTAP / REHBER / İLETİŞİM / ABONELİK / KART / DEFTER / MEKTUPLUK / BASIN / SSS / AJANDA / D.E.K.R / HABER / HİÇ KİMSE
Öncelikle derginizin çıkış
noktası neydi?
Çok açık ve anlaşılır şekilde söyleyecek olursak YAZIYOR, yazmak ve yazar
olmak arasındaki temel yaşam farkı için kuruldu. Çıkış noktası elbette ki
yazı atölyeleri ve yazarlık kurslarının verebileceklerinin ötesinde
gerçekten bu çalışmanın en yararlı haline odaklanmak amacını taşıyor.
Kimsenin kapısını çalmadan, yüzünü görmeden nasıl yararlı olabilirsiniz?
İnandırıcı olarak. Bu yüzden YAZIYOR’un halihazırda satış ve dağıtımı yok.
İsteyenlere abonelik yoluyla ulaşıyor.
Yazmaya hevesli ve kitap
yazmayı düşünen okurlar için ne gibi çalışmalarınız yer alıyor dergide?
Dergide dolaylı bir konu çatısı var. Bunların ilki derginin bir kitap olarak
sunulması. Okur/abone/yeni yazar her kimse bu dergiyi saklayabiliyor. Daha
sonra çeşitli konu başlıkları yer alıyor. Doğrudan hemen hemen hiçbir
bilgilendirme ve eğitim çabası yok. Yani gerçek hayattan örnekle ihtiyaçtan
çok varoluşa hitap ediyor. Yazmak ile yazar olmak arasındaki farkın
yaşanması amaçlanıyor. Lokanta değil ama bir bar gibi düşünün. Yazarlar
genellikle çok hassas ve kırılgan olurlar. Diğer yazarların ve konunun
aktörlerinin bizzat hazır bulundukları ortamlar yazarları aslında rahatsız
eder. Mesafe kaybolur. YAZIYOR aksine bu mesafeyi koruyor. Kimse birbirini
tanımıyor. Herkes kendisini daha iyi tanımak için YAZIYOR’da okuyor ve
yazıyor. İçerikten basitçe söz etmek gerekirse her sayıda bir genel odak
konusu, yazı sanatının önemli alt başlıkları, dünya yazarlarıyla söyleşiler,
SİNEMA YAZIYOR adlı sinema bölümü, NASIL YAZIYORLAR adlı çağdaş yazarlarla
söyleşi bölümü ve diğer çok ilginç ve konu, yazı ve yazarlar bulunuyor.
Sizin yönlendirmeniz
doğrultusunda gözlemleriniz de elbette önemli, sizce daha çok hangi tarzda
kitaplar yazmaya hevesliler?
YAZIYOR’da ve YAZIYOR ile hedeflediklerimizin çoğunu katılımcılara abonelik
sırasında söylemiyoruz. Zira onlar için yararlı ve gerekli olduğunu
düşündüğümüz şeyi aday katılımcı bir abonelik satış uğraşı gibi
algılayabiliyor. YAZIYOR’un sunuluşundaki gizli birçok kod ve ayrıntıyı
yakalayabilen zaten bizce onun ilerde verebileceklerini de alabilecek
düzeyde oluyor. Bu da bizim gizli sınavımız. Aboneliğin yerine getirilmesi
ise sadece katılımcının yazar olmak konusunda ne kadar ciddi olduğunun da
açık göstergesi bizce. Tarz, üslup, stil, yöntem gibi konuları da gene
“yazar olmak” kaygısıyla aşıyoruz. Sorun gerçekten de ne yazacağınız,
yapacağınız değil YAZIYOR için. Asıl sorun ne olacağınız…
Edebiyatın içinde olmanın
ayrıca kendini geliştirmenin önemli yollarından biri kuşkusuz okumak, bu
tarz yazım atölyelerine katılmak vs. Sizin başka ne gibi önerileriniz
olabilir?
Önce atmosfer gerekiyor. Her şey için olduğu gibi yazar olmak için de. Bir
oksijen tüpüyle ne kadar yaşayabilirsiniz? Ya da başka yazarların çalıntı,
özenti ve taklit karakterleriyle ne kadar yazar olabilirsiniz? Bu konu çok
önemli. Ad ve imza arasındaki mesafe o kadar uzun ki. Taklit ettiğiniz
sürece isim olarak kalırsınız imzaya ulaşamazsınız. İşte bu mesafe ancak
“olmak” ile aşılabilir. İmzaya sahip olmak için imza olmak gerekir.
Sözlerinize neler eklemek
istersiniz?
Hem dergi hem de kültür platformu olması bakımından YAZIYOR yazar
adaylarının, genç yazarların, yazar olmak isteyenlerin çok ilgisini çekiyor.
YAZIYOR'un aboneliği hangi sayıda olursa olsun 1. sayıdan itibaren
gerçekleşiyor. Her sayıya ek olarak kartpostal, defter, mektupluk gibi
yazara bilgisayar öncesi elle yazma döneminin pratiğine de davet eden özel
armağanların yanı sıra NASIL YAZIYORLAR,
NASIL KİTAP YAYINLANIR, SCRIPTOMAX gibi kitap ve
rehberleri sunuyor. Zaman içinde yazı sanatı üzerine derin bir kitaplık da
oluşacak ve yazarların seçimine sunulacak.

