YAZIYOR
DERGİ  /  KİTAP  /  DEFTER  /  REHBER  /  KART  /  MEKTUP  AJANDA  BASIN  /  İLETİŞİM  /  ABONELİK  SSS


 

Paylas / Kaydet

Sadece abonelikte endikedir...










 

 

İnternet ve Kültürel Yazı
(Referans Toplumundan Tüketim Toplumuna )

HALİL GÖKHAN


Kültürün temel unsurları, sonradan referans halini alacak olan bilgi yığınlarıdır. Batı toplumunun kültürel dengelerini belirleyen bu donanım durumunun, az gelişmiş ülkeler için bir "fark" halini alarak referans toplumu olmadan tüketim toplumu olma sürecine kadar devam ettiği gözlenir.
Referans toplumu ve bu süreci yaşamadan kapitalist anlamda gelişmiş tüketim toplumları arasındaki farklara bakmaya devam edelim:

"Referans toplumları aynı zamanda tüketim toplumlarıdır ve bu toplumlarda yaşanan kültürel krizlerde kültürün araçları değil kendisi sorgulanır. Yani ortada kültürel bir krizin var olduğuna dair bir söylem sürekli geliştirilir.
Kültürel anlamda gelişmemiş tüketim toplumlarında ise referanslar yerine bilginin magazini dolaşımda olduğu için kesinlikle kültürel bir kriz yaşanmaz. Hatta bir kültür krizinin var olduğuna dair eleştiriler yoğunlaşsa bile... Böylesi düzenlerde yaşanıldığı sanılan kriz gerçekte magazinin doğal kargaşasıdır.
Salt tüketim toplumunda kültürel araçlar elbette varolabilir ama bu araçların yapı içindeki konuşlanmaları daha çok "araçsal" yetileri desteklemek amacını taşır; kültür sahası içinde gerçekçi bir konumları bulunmamaktadır.
Referans toplumlarında bulunan kültürel yazı, tüketim toplumunda yüzeysel bir yazı kültürü olarak karşımıza çıkar."

Kendinden önceki çokluortam araçlarını da hız ve kapasite olanaklarıyla biraraya getiren İnternet coğrafyası gerçek bir referans toplumu aracıdır. Tıpkı tarihsel gelişme süreci içinde sırasıyla kitap, gazete, fotoğraf, radyo ve televizyon gibi o da kültürün temel unsurları olan bilgiyi çeşitli boyutlarıyla içinde taşır; birçok frekansta bilgiyi dağıtır ve geri toplayıp ortam (media) içinde barındırır. Bu süreç içinde bilgi, üretim sorumluları için aynı zamanda maddesel bir kaynaktır; ticari düzenler içinde yoğrularak ekonomik işlemlere tutulur ve birçok yarara dönüşerek ortamın varolması için gerekli değerleri sağlar.
Tüketim toplumunun bilgi ile alışverişi, referans toplumundan tamamıyla farklıdır. Az önce yukarıda saydığımız farklardan yola çıkarak bu farklılığın daha çok üretim anlamında ortaya çıktığını gözlenir. Bilgi ve referans toplumu için bilginin üretimi bir değerken, salt tüketim toplumu için bu sadece bir yarara dönüşür. Çünkü bilginin üretiminden çok "nakli" sözkonusudur. Bu nakil sırasında, içinde oluştuğu, rengini aldığı ortamın taşınamaması yüzünden bilginin daha çok dilbilgisel bir değere indirgenmesi tehlikesi başgösterir. Bilgi artık kökünden koparılmış ve kolektif bir unutuşun nesnesi durumuna gelmiştir. Bilgiden ışık tutması beklenen belirsizlik ve gölgelerin aydınlanması da zaman içinde bir renk ve palet karmaşasının konusu olacaktır.
Her iki durumun birbiriyle tek alışverişi gerçekte şu sözlerle açıklanabilir:
Referans toplumunun içinde yaşadığı ekonomik dinamikler bilgiyi de bir ürün olarak tüketim toplumlarına sunarlar ve şeker kamışı, çimento, suni gübre ve elektronik eşyayı taşıyan gemi ve uçaklarla onu taşırlar.
Kültürel yazı krizi, tüketim toplumunun edindiği ve naklettiği bilgi yığınları arasında bilgi üretimine başlamaya çalıştığı noktada karşımıza çıkar. Zira bu toplum, kendine bilgiyi bir ürün olarak sunan ekonomik düzenin yaptığını tekrarlamak ve bilgiyi yerelleştirmek arasında bocalamaktadır. Ama bilgi, dilbilgisel olduğu kadar da morfolojiktir; yani üzerine yazılı ya da basılı olduğu kağıdın kendine özgü bir rengi ve dili vardır.
Referans toplumlarının kolaylıkla üstesinden geldiği kültürel yazı krizi, tüketim toplumları için gerçek bir kaostur. İnternet'in yazı olanakları bu noktada, krizin nedenlerini ortadan kaldıracak bir başlangıç refleksiyle ilgilidir. İnternet, salt tüketim toplumları için referans toplumu olarak hayata başlama sancısını yaşayan ve bunu bir ihtiyaç olarak belirlemiş toplumlar için dinamik bir konsensüs alanıdır. İnternet üzerinde bilginin demokratik dağılım ve paylaşımı; en azından bu olanağın hala varolması, kültürel yazı krizinin kaotik boyutlarını ortadan kaldırılması için iyi bir fırsattır.


(*)Yazının Sıfır Derecesi, Roland Barthes, 1953 (Türkçe ilk baskı, 1989, Tahsin Yücel çevirisiyle)

 

© YAZIYOR, 2011 | Gizlilik | İletişim | Üyelik | YAZIYOR | Site Haritası |

 

 

 

 

 

 
Paylas / Kaydet

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇOK OKUNANLAR

İnternet ve Kültürel Yazı
Ne zamandır bir mektup yazmadınız...
Yazıyor muyuz çeviriyor muyuz?
Nasıl Yazıyorlar?
Nasıl Kitap Yayınlanır?
Telif haklarında doğru bildiğimiz 10 yanlış

Sadece abonelikte endikedir...
Yazının bir hyper derecesi var mı?
Defter işte... İçi boş...
Sihirli Ajanda 2011